Yoksulluk çok sayıda insan hakları ihlalinin hem nedeni hem de sonucu olabilmekte; yoksulluk döngüsü içinde yaşayan kişi ve topluluklar, haklara eşit erişim konusunda sistemik problemlerle karşı karşıya kalmaktadır. Devletler ve diğer sorumlu aktörler tarafından hem yoksulluğun temel sebeplerini hem de bu durumu sürdüren yapısal ve sistemsel eşitsizlikleri ele almadan oluşturulan ya da hepten oluşturulmayan politikalar yoksulluğun daha da derinleşmesine yol açmaktadır.
Türkiye’deki yoksulluk karşıtı politikalar, toplumdaki çeşitli grupların ihtiyaçlarını hesaba katmadan ekonomik odaklı kalmakta ve sürekli olarak en savunmasız olanları geride bırakmaktadır. Diğer yandan Türkiye’deki yoksulluğun ortadan kaldırılmasına yönelik politikalar, esas olarak ekonomik büyümeyi teşvik etmeye, sosyal yardım programlarını uygulamaya ve sosyal hizmetlere yatırım yapmaya odaklanmaktadır. Öyle ki, asgari ücretin hemen 2025 yılı başında açlık sınırının altında kalması veya sosyal yardım programlarının bir çocuğun 10 günlük yiyeceğini karşılayabilmesi yoksulluğu ekonomik bir sorun olarak gören bu yaklaşımın yetersiz kaldığını göstermektedir.
BM’nin aşırı yoksulluk ve insan hakları konusunda Özel Raportörü Olivier De Schutter tarafından hazırlanan “Derin yoksulluk ve insan hakları” raporunu, tüm temel haklar için kesişen bir konu olmaya devam eden ve giderek küresel bir sorun olan yoksulluğun ortadan kaldırılmasına ve Türkiye insan hakları literatürüne katkı sunmak amacıyla Türkçeye çevirdik.
Saygılarımızla,
Eşitlik Politikaları Derneği
Raporun çevirisini aşağıda bulabilirsiniz.